Mert Kahriman Kahriman Metodu
← Tüm yazılar

Küçük Ben Stratejisi

Küçük Ben Stratejisi

İnsan olarak hayatımız belirli evrelerden oluşur şöyle ki. Bebek – Çocuk – Genç – Olgun – Yaşlı Fakat her nasıl oluyorsa Bebeklikten sonraki çocukluk ve Gençlik dönemi çok çabucak geçip olgun olmaya çalışıyoruz. Hâlbuki kişiliğimizin karakterimizin oturması ve bedenimizi beynimizi iyi tanımamız için her evreyi yavaş yavaş yaşamamız öğrenmemiz deneyim etmemiz gerek. Şu an ki Aile ortamı ya da yaşam şartları insan yaşamını insan beynini ve gelişimini olumsuz şekilde etkilemekte. Aile ortamı derken geleneksel türk aile düzeninden bahsetmiyorum. anne Babanın kendilerini geliştirmeden kendi anne babasından öğrendikleri öğretilerle kendi çocuklarını büyütmelerinden bahsediyorum. Zaman geçiyor dünya değişiyor insanlarda değişiyor kuşaklar bundan nasibini alıyor şu anda 15 yaşındaki çocuk babasından daha akıllı olabiliyor. Şunu birisi bana açıklasın nasıl oluyor da 1980 de doğan bir insan 2000 yılında doğan bir insandan daha geride olabiliyor bilgi ve deneyim yönünden? Doğa kanununa göre önce gelen daha tecrübeli ve daha bilgilidir bir sonraki gelene kendi bilgi ve tecrübelerini aktarır ve bu durum ilk gelen ölene kadar devam eder ama nedense insan oğlunda şu zamanda bu gelişim deneyim döngüsü 20 ya da 25 yaşına gelince bilgi ve deneyim edinmek duruyor daha sonraki kuşak ise bir önceki kuşağın 20 yılda öğrendiğini 10 yılda öğreniyor ve çocuk 15 ya da 16 yaşına geldiğinde aile büyüklerinden öğrenebileceği hiçbir şey olmadığını görüyor ve aralarındaki bağ kopmaya başlıyor. Hal böyle iken Çocuk büyürken anne ve Babasından alması gereken Sevgi ve Değeri de alamıyor. Her anne baba Çocuklarını çok seviyor bunu herkes bilir fakat buradaki hassas nokta şu Çocuk sevgiyi ve değeri bilmek değil görmek, hissetmek, yaşamak ister varlığı yetmez bire bir deneyim etmek ister. Fakat ne yazık ki bu bizim büyüklerimiz için o kadar kolay değil çünkü anne ve babalarımız kendi büyüklerinden sevgi göremediklerinden kendi çocuklarına da nasıl göstereceklerini bilmiyorlar birde buna aradaki çağ farkı eklenince olanları siz düşünün artık. Bu sorunu çözebilmemiz için sorunun ilk başladığı yerden ele almamız lazım yani çocukluktan tamire başlamamız lazım kaybettiğimiz çocukluk yıllarını yeniden yaşayıp hem öğrenip hem deneyim ederek tekrar yaşamamız lazım. Peki benim gibi 35 yaşına gelmiş ya da çocukluk zamanı geçmiş bir kişi nasıl olacak da tekrar çocukluk zamanına gidip o geçen seneleri tekrar verimli bir şekilde çok gerekli olan Sevgiyi Ve Değeri alabilecek? Şimdiye kadar bunu yapabilen bir kişi yok ya da bir zaman makinesi de daha icat edilmedi peki nasıl yapabiliriz? Eğer biz küçüklük yıllarımıza gidemiyorsak neden küçüklüğümüzü bize getirmiyoruz? Evet doğru duydunuz şimdi bir düşünün şu an bu yazıları okurken bulunduğunuz yerde biraz uzağınızda sizin küçüklük haliniz yani küçük şöyle 8-9 ya da hatta 10 yaşınızdaki siz olsanız. Siz kitap okurken o da yanınızda yanı başınızda oynasa yani sizinle aynı bu yılda yaşasa ve hep sizinle olsa nasıl olur? Şu an yüzünüzdeki tebessümü görür gibiyim eminim harika olurdu diyorsunuzdur evet bence de harika olur ve olacak da. Bu fikir Benim tarafımdan geliştirilmiştir. İlk önce kendimde ve daha sonra da birçok danışanımda uyguladım sonuçlar mükemmel oldu. Biliyorum kulağa biraz farklı ve hatta delice gelebilir ama şunun da altını çizmek istiyorum Dünyaca ünlü psikologlar ve kişisel gelişimcilerin bir çoğu geçmişin delileriydi onun için biraz farklı olmanın kimseye zararı olmaz. Önemli olan ne yaptığımız değil bize nasıl bir fayda sağlayacağıdır bence. İlk önce bize hangi yönlerden fayda sağlayacağından bahsedelim isterseniz. Eminim çoğumuz çocukluk yıllarında etrafından beklediği sevgiyi ve değeri görememiştir. Bir çoğumuz anlaşılmamış ve hatta önemsenmemişizdir. İşte bunlar bizim ileriki hayatımızda kendimizi sevmememizi kendimize değer ve saygı göstermememize neden olur. İçimizde eksik olan sevgiyi ve değeri tamamlamak için türlü türlü yanlışlar yaparız hiç olmaması gereken insanlardan hiç olmayacak şeyler bekleriz. Beklediğimiz birçok şey gelmez gelse de yetmez çünkü anne Babadan alamadığınız sevgiyi ve değeri her kim gelirse gelsin ne kadar severse sevsin ne kadar değer verirse versin asla onlarınkinin yerini tutmayacak ve her zaman eksik kalacak Ta ki biz kendi kendimize verebilene kadar evet bilinçaltımız o alamadığımız sevgiyi ve değeri bir tek 3 kişiden temin edebilir ya anne, Babadan Ya da Kendinden birçok farklı yöntem denedim ayna önünde kendi kendine sarılmaktan tutunda günlerce olumlama okumak olsun bir çoğunu deneyimledim fakat hiç biri istediğim kesin etkiyi ve çözümü bana ve danışanlarıma sağlamadı. İnsan her zaman ikinci bir şey arıyor tek başına yapılan şey bir yerden sonra işe yaramıyor onun için bende içimdeki sesi canlandırmayı denedim. Evet içimizdeki ses herkesin içinde kendisinden bağımsız bir ikinci sesin varlığını bilir işte o ses sizin bilinçaltınızdır. Duygularınız korkularınız hisleriniz sizin gerçek dünya’nız herkesten sakladığınız özünüz gerçek kişiliğinizi yansıtan ve sahip olan şey bilinçaltınız. Bilinçaltı denildiğinde herkesin kafasında bir soru işareti oluyor nedir neye benzer, işlevini görevini biliyoruz ama şeklini bilen yok işte bu teknikle bilinçaltınızı şekillendiriyoruz. Bu öyle bir şekil olmalı ki bilinçaltınız şeklini hemen kabul etmeli güvenmeli diye düşündüm. Onu kişinin kendi küçüklüğü şeklinde tasarlamanın en uygunu olacağını anladım. Çünkü kişi bir tek koşulsuzca kendini kabul eder ve güvenir. Bu olayın hem eğlenceli tarafı hem de çok yapıcı tarafı da bu bizim bütün sorunlarımızın kaynağı bilinçaltımızdaki korkular ve yanlış inançlardır. Bu yöntem ile bilinçaltı ile neşeli sesli sohbet ederek karşılıklı anlaşarak kendimizdeki her türlü karmaşık duyguyu ya da inancı çözebiliriz. Bu durum öyle bir hal alıyor ki sabah kalktığımda elbise dolabıma gittiğimde küçük Ben çoktan o gün için giyeceğim kıyafeti karar vermiş oluyor ve inanın onun karar verdiği kıyafeti giyip güne başlamak insana ayrı bir güven ve neşe katıyor. Sadece kıyafet değil adeta gün içerisinde her şeyi ona sorabiliyorsunuz sorunsuz ve sınırsızca kimseyle konuşamadığınız şeyleri kimse duymadan sadece onunla konuşmak ve konuşma sırasında siz daha soruyu sormayı bitirmeden size cevabı söylemesi de cabası. Düşünsenize siz ve sizin küçüklüğünüz karşılık sohbet edebiliyorsunuz onun kıyafetlerini tasarlayıp saçlarının şekline kadar değiştirebiliyorsunuz Harika eylenceli değil mi? Küçük Ben’i getirmek, Dönülmez bir yola giriyorsun hatırlatayım 😊. Şimdi gel gelelim sabahtan beri bahsettiğimiz bizim Küçük afacanı getirmeye. Aslına bakarsanız küçüklüğümüzü asla kaybetmedik her zaman içimizde bir yerlerde gizliydi. O gizlenmedi aksine biz onu gizledik kırılma incinme korkusundan bize güç veren asıl şeyden kendimizi mahrum ettik bilmeksizin. Şu an küçüklüğünüzü düşünün desem eminim çok farklı mekanlarda hayal ederiz onu burada öncelikle belirtmek isterim onu nerde nasıl hayal ettiğiniz önemli değil asıl önemli olan onu hissetmenizdir. Bir kere onu hissettiğinizde tüyleriniz diken diken olur içinizi önce bir sevinç sonra bir hüzün kaplar çünkü o zannedildiğinin tersine onu gizlememizin unutmamızın verdiği duygu ile ağlamaklı bir halde bulabilirsiniz çünkü küçükken onu annesi babası görmedi göremedi anlamadı sevmedi tam onun istediği gibi ve şimdi kendi kişiliği bile onu unuttu ve unutulmanın verdiği buruklukla umudunu kesmiş bir yere kıvrılmış ağlamaklı bir biçimde bekliyor olacak sizi. Şimdi kendinize sakin bir o da seçin ve sizi kimsenin rahatsız etmeyeceğinden emin olun çünkü bu yapacağımız olayda sizi bol bol ağlama duygulanma bir içe dönüş bekliyor kimsenin görmesini istemeyeceğiniz halleriniz olabilir. Sakin odanıza geçin ve hatta evdeki sakinlere söyleyin sizi 30 dakika kadar rahatsız etmesinler. Şimdi odanıza geçin ve kapıyı da kilitleyin ne olur ne olmaz. Rahat bir yer seçin ve oturun. Yapılması gerekenler çok basit ve kolay önce okuyun kafanızda tasarlayın daha sonra uygulayın derim. Rahat oturur durumdayken derin derin nefes alın nefesinizi burnunuzdan alın ağzınızdan verin. Her nefes aldığınızda daha çok rahatlayın ve gevşeyin. Şu an bulunduğunuz odayı hayal edin oturduğunuz koltuğu ya da sandalyeyi odanızın tüm her yerini hayal edin. Daha sonra odanızın kapısına doğru gittiğinizi hayal bu kapının öteki tarafında küçüklüğünüzü hayal ettiğiniz yer var o orda sızı bekliyor. Kapının kolundan tutun ve kapıyı yavaş yavaş açtığınızı hayal edin sonra kapıyı açın ve içeri girin. İçerdeki çocuğu görün dizlerini karnına çekmiş bir şekil de yerde iki büklüm sırtı size dönük oturduğunu hayal edin. Şimdi yanına doğru gidin ve sırtına dokunun ve size doğru dönmesini sağlayın. Daha sonra şu sözleri ona söyleyin. Ben geldim. Biliyorum seni çok üzdüm. Seni çok ihmal ettim ve hatta seni unuttum. Başka insanları düşünmekten seni hiçbir zaman düşünmedim. Bunun için senden özürdiliyorum ve beni affetmeni istiyorum. Ne kadar seni unutsam da ne kadar seni Bensiz sevgisiz bıraksam da Sen benim bir parçamsın. SEN BEN sin. Sana yapamadığım her şey için senden özürdiliyorum lütfen özrümü kabulet ve beni affet. Bunları söylerken bir yandan da ona sıkı sıkı sarılın onun varlığını hissedin. İçten birşekilde özür dilerseniz sizi affedecek ve hatta size gülümsediğini bile görebilirsiniz. Daha sonra Onu bizimle gelmeye ikna edeceğiz ve yaşadığımız zamana getireceğiz. Şimdi şu sözleri ona söyleyin. Bundan sonra hep yanındayım asla seni yalnız bırakmayacağım. İhtiyacın olan sevgiyi, değeri, ilgiyi ve diğer bütün şeyleri sana vereceğim. Hiç kimseye ihtiyacın olmayacak. Sadece Sen Ve Ben. Benimle birlikte benim dünyama gelip Benimle yaşamak istermisin? Bu soruyu sorduğunuzda size bakıp gülümseyerek başını evet gibi salladığını hayal edin. Daha sonra ellerinden tutun ve kapıya yönelin o kapıdan geçerek kendi odanıza geldiğinizi hayal edin ve şu kelimeleri söyleyin. Hayatıma hoş geldin Seni çok seviyorum ve iyi ki buradasın. Burası artık senin yeni evin ve yeni dünyan. Artık benimle birlikte yaşayacaksın. Ben sana ihtiyacın olan her şeyi vereceğim. Sende bana sevginle hayat enerjinle saflığın ve temizliğinle yüreğime ve hayatıma ışık tutacaksın. Şimdi yeni dünyanı keşvet bu o da, ev ve hatta bu dünya senin dilediğin gibi özgürce gezip yaşayabilirsin. O merakla sizin bulunduğunuz odayı ve evi gezerken siz de derin bir nefes alın ve gözlerinizi açın. artık küçüklüğünüz sizinle. Bundan sonra ona dilediğiniz soruyu sorabilirsiniz. Onun görünümü ne kadar sizin küçüklüğünüz olsa da o sizin bilinçaltınız, duygularınızdır sizden daha pratik ve nettir. Sizin bilmediğiniz unuttuğunuz her şeyi bilir ve hatırlar kendinize bile söylemeye cesaret edemediğiniz şeyleri bile o doğrudan size söyleye bilir. Siz nereye giderseniz gelir onun kontrolü sizdedir fakat söyleyeceği sözler ve hisler sizin kontrolünüzde değil. Onun için rahat olun ve onun egin bilgi ve tecrübelerinden yararlanın ve ona yeni şeyler öğretin yeni programlar yeni özellikler ekleyin bu sınırsız bir ortam bu aynı çok güçlü ve sonsuz hafızaya sahip bir bilgisayar gibi düşünün mantığı yok ama canlı ve sizin üzerinizde %95 bir kontrole sahip. O iyi kötü ayırt etme doğru yanlış bilmez düz bakar düz öğrenir. Şimdiye kadar kendi başına öğrendi deneyim etti artık siz ona sizin için en iyi olanı öğretebilir onunla sohbet edebilir kendi içinizde sizin bile fark etmediğiniz inançları değerleri öğrenebilirsiniz. Şunu unutmayın siz osunuz o da siz tek farkı bazı fonksiyonları sizden bağımsızdır. Ona soru sorarken genellikle Neden veya Nasıl tabanlı soru kalıpları kullanın. Bundan sonrası sizin beceri ve yeteneklerinize kalmıştır hadi hayatınızı baştan yaratın kolay gelsin 😊.

ANDROID UYGULAMASIKAHRIMAN’ı indir