Danışanın kendi kaleminden
"Kendimi bildim bileli, Ne zaman ki değer verdiğim bir büyükle büyük hevesle tanışmak istesem. Her zaman ilk tanışma anında istediğim değeri ya da beklediğim değeri sevgiyi karşımdaki büyüğümden göremiyordum. Hal böyle olunca da o kişiyle arama hemen bir duvar örüp kendimi ondan izole ediyor doğrudan onun yanından uzaklaşıyordum. Hayatım boyunca birçok defa bunu yaşadım. İstediğim ilgiyi sevgiyi göremeyince o kişiden uzaklaşmak. Kendimi yalnızlığa hapsetmek. Bunu Bilinçsizce yapıyordum ve gerçekten neden yaptığımın farkında bile değildim. Şimdi çok daha iyi anlıyorum. Ben 6 kardeşin en küçükleriyim ailemde abilerimden istediğim sevgiyi, değeri ve ilgiyi görmedim çünkü babam kardeşler arasındaki bağı bize anlayamamıştı aile sanki aile değil yabancı yerlerden bir araya gelmiş insan grubuydu sanki. Herkes bireysel düşünüyor ve kendi hayatını kurtarma peşindeydi. Ne aile büyükleri arasında ne de kardeşler arasında ne bir sevgi sözcükleri ne de bir birliktelik anlayışı vardı. Hal böyle olunca hiçbir birey ihtiyaç duyduğu ne anne baba sevgisini ne de kardeş sevgisini tadabilmişti." Bilinçaltı yani içimizdeki çocuk Hayatı boyunca karşılaştığı büyüklerini abi ya da abla olarak görüp onlardan kardeş sevgisi ve ilgisi alma adına heveslenip hayaller kurup beklentiye girer. Bununla birlikte bilinçaltındaki " kardeşim beni sevmez, abimin ya da ablamın sevgisine layık değilim" inancıyla sevilmeme korkusuyla yaklaştığında korku karmayla birleşip bize o korkuyu tekrar tekrar yaşatıyor. Şunu hep hatırlayın içinizdeki korku her zaman kendisini size hissettirir ve hep o orda olduğu sürece onu size hissettirecek ve yaşattıracak olaylarla karşılaşmanız için Kaderinizi programlayacaktır.